T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü Diyarbakır SBÜ Gazi Yaşargil Eğitim Ve Araştırma Hastanesi

Obezite üzerine mini bir röportaj Güncelleme Tarihi: 20 Şubat 2020

Obezite üzerine mini bir röportaj


  1. İlk olarak Obeziteyi tanımlama ile başlarsak , Obezite nedir ve Vücut Kitle İndeksi nasıl hesaplanır ?

    Obezite, vücutta sağlığı bozacak ölçüde aşırı ve anormal yağ birikmesidir. Obezitenin hesaplanmasında boy ve kilo değeri üzerinde yapılan vücut kitle indeksi(vki)- Body Mass Index(BMI) hesaplaması kullanılır: vücut kitle indeksi, kilogram olarak ağırlığın, metre cinsinden boy uzunluğunun karesine bölünmesi ile elde edilir. Vücut kitle indeksi(beden kitle indeksi) hesaplama değeri 30’un üzerinde olan kişi obez, 40’ın üzerinde olan kişi ise morbid obez olarak kabul edilir.

    Aşırı kilo alımı sağlığımızı büyük ölçüde tehdit ederken aynı zamanda hareketlerimizin kısıtlanmasına ve ciddi hastalıklara yakalanmamıza sebep olabilir.

  2. Obezite Konusunda Türkiye ve Dünya Olarak Nasıl Bir Yerdeyiz ?

    Türkiye Avrupa birincisi, şişmanlık konusunda. OECD ülkelerinin verdiği erişkin nüfustaki obez oranı yaklaşık %19,5-20. Türkiye, bunun üzerinde. Türkiye’de erişkinlerde her 3 kişiden biri obez. Dünyada 650 milyon obez, 1 milyar 9 milyon aşırı kilolu var. Türkiyede erişkin nüfusunun 20 milyonu obez ve bundan daha fazlası aşırı kilolu. Erişkin nüfusun %60-65’i aşırı kilolu ve obez. Çocukluk dönemlerinde fazla kilolu ve obez grup hızla artıyor. Kadınlardaki oran daha can sıkıcı. Erkeklere göre iki kat daha fazla kadın obezitesi. Kız öğrencilerinin erkek çocuklarına göre obezite ile karşılaşma olasılığı daha fazla. Fazla kilolu ve obez yaş grubu göz önüne alınırsa, örneğin 6 yaşındaki çocuklarımızın %17,9’u obez ve aşırı kilolu. Toplamda 18 yaşına kadar olan yaş grubunun da %20-21’i obez ve aşırı kilolu..

    Alınan enerjinin harcanandan fazla olması veya harcanan enerjinin yetersiz olması obeziteye yol açmaktadır. Geleneksel beslenmeden, mutfaktan uzaklaşıp Batı türü beslenmeye geçildiğinde obezitenin sorun olarak ortaya çıkmaya başladığını görüyoruz.

  3. Obezite konusunda değerlendirme yaptığımızda hangi yaş grupları risk altında ?

                  Risk bütün yaş grupları için var. En büyük risk grubu adölasan(ergenler) grubudur diyebiliriz çünkü adölesan çağında(ergenlik) obez olan kişiler erişkin dönemde de obez olmaya devam ediyor( % 87). Yani biz çocukları ve ergenleri obeziteden kurtarırsak ileriki yıllarda en azından bu bireyleri obez olmaktan kurtarabiliriz.  Bu nedenle çocukken obez olan ilerde de büyük ihtimalle obez olacağı için en baştan önlemimizi almamız lazım.

  4. Peki bizim polikliniklere yapılan başvurulara baktığımızda obezite hastalığı kadınlarda mı daha fazla  erkeklerde mi ?

    Polikliniklerimize yapılan başvurulara baktığımızda kadınlarda ciddi bir fark var, kadınlar bu konuda çok çok önde hatta bununla ilgili bir çalışma yaptık başvuruların  %73 ü kadın yani kadınlar erkeklerin neredeyse 3 katı kadar. Gelen başvuruların  yaş ortalamasına baktığımız da ise kadınların yaş ortalamasının yaklaşık 39.4 olduğunu görüyoruz.

  5. Obezitenin tedavisi nasıl olmalı ? Daha doğrusu sizce ilk olarak -hangi yolu tercih etmek gerekiyor- tercih edilmesi gereken yol nedir ?

    Yaşam şekli değişikliği tedavinin ilk basamağıdır.Öncelikle kişinin mutlaka egzersiz yapması  ve sağlıklı beslenmesi gerekiyor. Polikliniğimizde hem obez hastalarımıza hemde  diyabet hastalarına  hizmet vermekteyiz.  Her iki hastalığında en önemli şey yaşam şekli değişikliği. Aslında toplumda diyet dendiğinde hastalar bunu kısıtlayıcı bir tarz olarak algılıyor fakat bizim bahsettiğimiz sağlıklı ve yeterli beslenmeyi diyet diye adlandırmamak lazım tıbbi beslenme tedavisi demek daha doğru bir tanımlama. Yani sağlığa uygun şekilde beslenmek besinlerin yasaklanması, herhangi bir şeyin yok sayılması değil neyin ne zaman ne kadar tüketeceği bilincini kişiye vermekle ilgili bir durum. Bizim bu tıbbi beslenme düzenini yaratırken istemediğimiz birkaç şey var; fast food içerikli ürünlerden, kola gibi içeceklerden basit karbonhidrat dediğimiz şekerlemeler ve sanayileşmiş ürünlerin tüketilmesinden uzak durmak; bunun yanında daha çok sebze ve meyve içerikli, lifli gıdalara yönelmek ve yemek alışkanlıklarını daha sağlıklı düzeye getirmek. Yani aslında şu yasak dediğimiz yiyecekler yok ancak basit karbonhidrat içeriklerini kesinlikle kısıtlıyoruz hastanın karbonhidrat oranını yine aynı şekilde veriyoruz fakat bunu daha çok kompleks karbonhidrat vererek yapıyoruz. Kişiye beyaz ekmek yemek yerine tam buğday, diğer tahıllı ekmekleri öneriyoruz, bunları da yine kalorisine göre kısıtlıyoruz.

    Yaşam değişikliği dışında hastalardan bazı tetkikler istiyoruz. Tetkikler içinde anormal olan bir durum var ise(hastanın kan şekeri, tansiyonu, kolestrolü, tiroid hormonları,vitamin eksiklikleri, demir eksiklikleri vb.) bunları Tedavi ediyoruz. Bazı hormonal durumlar da kişinin kilo almasına sebep olabiliyor ya da kilolu olduğu için bazı hastalıklara yatkın olabiliyor. Biz bu anlamda hem onların tansiyonunu, kolestrolünü ve diyabetini düzeltiyoruz hem de kilo vermelerine yardımcı oluyoruz.

    Onun dışında her gün mutlaka haftanın 5 gününden daha az olmamak kaydıyla 30 dakika hızlı tempo ile yürüyüş öneriyoruz. Günlük hayatta inaktif olmamak lazım, günlük işleyişimizin içinde aktif olmak gerekiyor bunun içinde Sağlık Bakanlığınında önerisi günde 10.000 adım. Günde 10.000 adım hareketli(aktif) olduğumuzun göstergesi fakat egzersiz yaptığımızın göstergesi değil, egzersiz yapabilmek açısından yürüyüşün egzersiz olarak tanımlanabilmesi için 30 dakika da 3.000 adım atılmış olması gerekiyor.

    Bunlarla birlikte kişi sağlıklı beslenmeye yani diyet programına, egzersizine uyduğu ve ilaç tedavisi aldığı halde yeterince kilo veremiyorsa, belirli kriterlere uygun olup  ameliyat olmak istiyorsa bu hastaları genel cerraha yönlendirip obezite cerrahisi yaptırabiliyoruz.

  6. Bazen bir hastaya uygulanan diyet programını yakınları da  uygulamaya çalışıyor bu davranışı nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Kişiye özel diyet önerisini ya da tıbbı beslenme tedavisini herkese aynı şekilde vermemek lazım. Uygulanan tedavi ve diyet programını kişinin kendi yaşam koşullarına göre bireyselleştirmek gerekiyor. Bunu yaparken kişi evde ne tüketiyor onlara bakmak lazım, çalışıyor mu ev hanımı mı günde kaç öğün yemek yemeye vakit ayırabiliyor gibi detaylar uygulanacak programda önemli faktörler oluyor. Genel olarak baktığımızda ister günde iki öğün yesin, ister günde 5-6 öğün yesin sonuçta toplam kalori-aldığı kalorinin-  önemli olduğunu hatırlatıyoruz ve yeme alışkanlığının ne kadar sağlıklı olması açısından fikir verdiğimizde hastanın bu şekilde kilo vermesini sağlıyoruz.

  7. Bir değerlendirme yaparsak biz bölgenin en büyük hastanelerinden biri olarak obezite konusunda şu ana kadar neler yaptık?

    Bugüne kadar toplam 4 ton civarında kilo kaybı ile en başarılı obezite merkezleri arasında yer aldığımızı düşünüyoruz. Bu dönem en çok kilo veren hastamız 25 yaşında bir erkek hastamız olup 1 yıl içerisinde 68 (%40) kilo vererek 168 kilodan 100 kiloya inmiştir.

    Obezite polikliniği hizmeti verdiğimiz ilk günden itibaren toplam 3836 hastanın 5961 muayenesi yapılmıştır.

    Şu an aktif olarak 818 hastanın düzenli takipleri devam etmektedir.

    818 hastanın tedavi başarısı %89’dur (6 ay içinde en az %5 kilo veren hasta oranımız).

  8. Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak tedavi sürecinde neler yapıyoruz ve tedavi olmak isteyen hastalar için başvuru süreci nasıl işliyor ?

    Öncelikle obezite polikliniğine herkes başvurabiliyor. Hastalar MHRS üzerinden dahiliye poliklinikleri içinde yer alan obezite ve diyabet polikliniğine randevu alıp muayene olabiliyorlar. Yapılan başvurulara baktığımızda biz bu başvuran hastaların içinden sağlık açısından özellikle vücut kitle indeksi 30 un üzerinde olanları takibe alıyoruz. Vücut kitle indeksi 27’nin üstende olup da ek hastalıkları bulunanları ve hafif kilolu segmente giren hastalarımızdan hem sağlık açısından hem de fiziksel görünüm açısından daha iyi kiloya(sağlıklı) sahip olmak isteyen kişileri de takip edip  kendilerini daha iyi hissetmeleri için destek oluyoruz.

    Başvurularda vücut kitle indeksi 30 un üzerinde olan herkes için ayrı bir dosya açılıp, bu kişilerin bütün tetkikleri yapıyoruz. Hastanın boy, kilo, bel çevresi, kalça çevresi ve vücut kitle indeksleri hesaplayıp, daha sonrasında hastaları düzenli olarak her ay takibe alıp ve her ay geldiğinde bu veriler yeniden ölçülüp ne kadar değişim olduğunu görüyoruz. Tetkikler yapılıp eksiklikler varsa onları yerine koyma tedavisi uyguluyoruz.

    Onun dışında da uygun hastalara verdiğimiz medikal tedavi var. Yani hasta egzersize uyuyor diyetine uyuyor yapılan tetkiklerinde herhangi bir anormallik yok ve kilo vermeye iradesi varsa biz bunlara ilaç vermeye başlıyoruz. Yediği yemekteki  yağın emilimini azaltıcı ilaçlar, hastayı tok hissetirip mide boşalmasını yavaşlatan ilaçlar ve insülin direncini düşürecek ilaçlar grubu bu konuda destek aldığımız ilaçlar olarak sayabiliriz.

    Tedavi sürecinde motivasyona ihtiyacı olan ya da yeme bozukluklarına sahip (yeme dürtü bozukluğu, gece tıka basa yemek yemek ya da herhangi bir psikolojik nedenle kendini yemeye saranlar için) psikoloğumuz var ve hastalarımıza tedavi süresince psikolojik destek sağlanıyor. Hem obez olduğu için fiziksel aktivitesi aksamış kişiler hem de hareket etmekte herhangi bir nedenle sorun yaşayan hastalarımızı da fizyoterapistimize yönlendiriyoruz. Fizyoterapistimiz hastaya hangi egzersizi yapması gerektiğini ve nasıl yapacağını gösteriyor. Böylece obezite polikliniğimizde;  Dr. Öğretim üyesi, diyetisyen, fizyoterapist, psikolog, takipleri yapan hemşire ve bir hekim arkadaşımız ile birlikte hastalarımıza obezite konusunda destek oluyoruz(tedavi ediyoruz). 

    Poliklinik hizmeti kapsamında

    1) Sağlıklı yaşam için bilgilendirme

    2) Boy , Kilo , VKI, Tansiyonel Arteryel , Bel çevresi, Kalça çevresi gibi vücüt ölçümleri

    3) Tıbbi beslenme tedavisi

    4) Bilişsel davranışsal tedavi

    5) Medikal tedavi hizmetleri verilmektedir.

  9. Peki hastanemizde obezite tedavisi olmak isteyen hastalar için yaş sınırlaması var mı ? kilo problemi yaşayan çocuklar için hizmet veriyor muyuz ?

    Gazi yaşargil eğitim ve araştırma hastanesi  obezite polikliniğimizde 18 yaş üstü bireylere/erişkinlere  hizmet vermekteyiz. Başvurularda 18 yaş üstüne herhangi bir yaş sınırlamamız yok. 18 yaş altı gençler ve çocuklarda, obezite problemi yaşayan ve hizmet almak isteyen vatandaşlarımız çocuk-kadın doğum  ek binamızdaki endokrin uzmanlarımızdan destek alabilirler.

  10. Değerli blgilerinizi bizlerle paylaştığınız için çok teşekkür ederiz. Peki röportajımızı , obezite tedavisi gören hastalara tedavi olmanın sağladığı faydalar neler diye bitirirsek bu konuda neler eklemek istersiniz  ?

Bazı hormonal durumlar da kişinin kilo almasına sebep olabiliyor ya da kilolu olduğu için bazı hastalıklara yatkın olabiliyor biz bu anlamda hem onların tansiyonunu kolestrolünü ve diyabetini düzeltiyoruz hem de kişiye kilo verdiğinde tansiyonunun diyabetinin ve kolestrolünün de düzelebileceğini gösteriyoruz. Kilosunun %20 sini veren bir kişide en iyi antihipertansif ilaç kadar tansiyonu düzelme gösteriyor. Kilosunu düzeltebilen kişi en iyi şeker ilacı kadar şekerini düzeltebiliyor. O yüzden tedavinin ilk basamağı hem tansiyon hastaları hem de diyabet hastaları için sağlıklı beslenme ve egzersiz yaparak kilo olduğunu düşünüyoruz.

  • 18503beb-362f-49c2-81c6-8cdac95ebd9e.jpg
  • 5ecaa053-a832-49ec-95bf-f20f1be7a1b5.jpg
  • 81f690a9-1b75-4c85-912f-1320eea94a0e.jpg
  • cbcba69e-1acb-4593-9b0c-67dc29c95ca0.jpg

Paylaş